Reformist Cemalettin Afgani (Bölüm 1)

Bir önceki YAZIMIZDA belirttiğimiz üzere,dinde yenilenmeyi savunan reformistlerden ilki Cemalettin Afgani’dir.Bu yazımızda,Cemalettin Afgani’yi tanıyacağız.Kimlere çalıştığını ve hangi örgütlerle bağlantılı olduğunu okuyacaksınız.

Reformist Cemalettin Afgani (Bölüm 1)

19.yüzyılın ikinci yarısından başlayarak adından sıkça söz ettirmeye başlayan Cemalettin Afgani,isminin arkasından gelen Afgani yani Afganlı ekine rağmen asla Afganistanlı değildir.İlişkileri,mensubiyetleri ve söylemleri itibariyle döneminde fazlaca dikkat çeken Cemalettin Afgani’nin hayatı ile ilgili bilgiler,onun Afganistan’lı değil,İran asıllı olduğunu ortaya koymaktadır.

Kendisiyle ilgili yazılan bir çok yazıda Afganistanlı,hatta Afganistan’ın başkenti Kabil’e bağlı Kenz kasabasında doğduğu söylenen Cemalettin’i,yeğeni ve aynı zamanda öğrencisi olan bir müellifin yazdığı Farsça “Afgan diye anılan Seyyid Cemalettin Esedabadi” adlı kitap ele vermektedir1838 yılında doğduğu tahmin edilen Cemalettin Afgani’nin İstanbul’da vefat ettiği bilinmektedir.

Afgani’nin hyat hikayesine baktığımızda kendisininAfganistan,Hindistan,Mısır,İran,Osmanlı Devleti,Rusya,Almanya,Fransa ve İngiltere gibi bir çok yeri dolaştığını,bir çok ülkede devlet yönetimlerinde bulunanlarca ağırlandığını,ama çoğu yerden de ülkede karışıklık çıkardığı gerekçesiyle kovulduğu veya takibata uğradığını görmekteyiz.Nitekim, ; İran,Mısır ve Afganistan gibi ülkelerden bu sebeple ayrılmak zorunda kaldığı gibi,Padişah Abdülhamit tarafından da İstanbul’da zorunlu ikamete tabi tutulmuştur.(Sebebi,ilerde karşımıza gelecektir.)

Bir diğer ayrıntı olan,aslında İranlı olmasına rağmen Afgan lakabını kullanma gerekçesini yorumlayanlar şöyle demektedirler ; “Bilindiği üzere Cemanettin Afgani daha çok Mısır merkezli olarka fikirlerini ortaya koymuş ve burada ünlenmiştir.Bir İslâm düşünürü ve şark filazofu olma iddiası,Mısır’da yaşayan bir İranlı için fazla kolay değildir.Bu bakımdan Cemalettin Afgani,kendisinin Afganlı ve Sünni olarak bilinmesinde muhtemelen yarar görmüştür.”

Bu yazının geri kalanını okuyun

Dinde Yenilenmeciler veya Dinde Reform Çabaları

Dinde Yenilenmeciler veya Dinde Reform Çabaları

Batı’nın siyasal,askeri ve ekonomik yükselişi ve buna paralel olarak Müslüman toplulukların yaşadığı ülkelerde görülen geri kalmışlık,bu ülke aydınlarında bir kaç sonucu birlikte doğurdu.Bu sonuçların en belirgin olanlarını şöyle sıralayabiliriz.

  • İçe kapanıklık ve bunun körüklediği mistisizm
  • Aşağılık duygusu ve bundan kaynaklanan teslimiyetçilik
  • Geri kalmışlıktan kurtulma isteği ve bu yolda arayış içinde çabalar
  • Bilinçsizce karşı koyuş ve şuursuzca çabalar

Birinci ve ikinci şıkların fazlaca tahlile ihtiyacı olduğu söylenemez.Mağlubiyeti kabul ve kadere rıza psikolojisi bu şıkların en belirgin vasfı olarak karşımızda durmaktadır.4.şık görüldüğü üzere doğal kendini koruma içgüdüsünün belirgin sonucu durumunda bir tavır özelliği taşıyor.Bu bakımdan biz konumuzla da ilgisinin fazlalığı bakımından daha çok 3.şık üzerinde durmak istiyoruz.

16.yüzyıldan sonra başlayan duraklama ve arkasından gelen gerileme dönemlerinden sonra Osmanlı başta olmak üzere İran ve Hint coğrafyasında egemen Müslüman ülkelerin,tersine yükselen Batılı ülkeler karşısında güçlerini kaybetmeleri ve bunun doğal sonucu olarak Batılı emperyalist ülkelerin bu ülkelerin hakim olduğu alanlara yönelik yayılma,genişleme çabaları doğal olarak Müslüman toplumlardaki yönetici ve özellikle aydın kesimini etkilemişti.

Batı’nın ilerlemesi ve kendi toplumlarının geriye düşüşünün sağlıklı tahlilini yapamayan çoğu aydın şöyle düşünmeye başlamıştı.

– Batı’nın yükselişinin altında yatan en önemli etken,sahip oldukları değerlerdir.Yani inanç ve kültür yapılarıdır.Batı,kendi inanç ve kültür değerlerinde reform yaparak geri kalmışlıktan kurtulmuş ve ilerlemiştir.Bizim geri kalmışlığımızın en önemli sebebi de doğal olarak düşünce ve inanç yapımız,kültürel değerlerimizdir.

Gerçi bu düşüncenin belli ölçüde itici gücü geriye düşme psikolojisiydi.Ama bunun kadar hatta bundan daha etkin olan ikinci itici güç,yarışta öne geçen ve küresel hüç haline gelmeye başlayan güçlerin yürüttüğü psikolojik ve kültüren savaşlardı.Emperyalist yayılma amacı güden ve bu arada işgal ettiği yörelerde hakimiyetini sürekli hale getirmek isteyen emperyalist Batılı güçler,kültürel ve manevi dönüşüm sağlamak amacıyla mütiş bir psikolojik savaş yürütmüş,kendi kültürlerinin üstün kültür,kendi inançlarının da üstün inanç olduğu propagandasını sürekli olarak yapmışlardır.Bu psikolojik ve kültürel savaşın karşı tarafta hiçbir etki yapmaması mümkün değildi.Ve tabii olarak etkilenenler olduğu gibi,yönlendirilenler de oldu.

– O halde biz,ya onları aynen taklit ederek onlar gibi olmalı ve onlara yetişmeliyiz,ya da kendi değerlerimizi,kültür ve inanç yapımızı,onlar gibi reforma,yenilemeye tabi tutarak,geri kalmışlıktan kurtulmalı ve onlarla rekabet eder hale gelmeliyiz.

Bu yazının geri kalanını okuyun

ILIMLI İSLAM TEHLİKESİ – ERBAKAN HOCA VE CÜBBELİ AHMET HOCA ANLATIYOR

ILIMLI İSLAM TEHLİKESİ – Erbakan Hoca ve Cübbeli Ahmet Hoca Anlatıyor …

ERBAKAN HOCA

CÜBBELİ AHMET HOCA

NEDİR BU ILIMLI İSLAM ?

Nedir Bu ILIMLI İSLAM TEHLİKESİ ?

Bu bir ABD Projesidir.

Ilımlı İslam,Hoşgörü ve Diyalog gibi kavramlar ile,Müslümanlara Diğer dinleri ve özellikle Hristiyanlığı sempatik ve hak din olarak gösterme amaçlı -ki Allah katında tek hak dinin islam olduğu ayet ile sabittir (Âl-i İmran Sûresi, 19.ayet)-uydulamaya konulan bir projedir.

Tevfik Karabulut adlı yazarın,Ilımlı İslam ile ilgili kitabının arka kapağındaki yazıda,bu proje kısaca şöyle anlatılmaktadır ;

Çoğunluk olarak, Atlas Okyanusu’ndan Çin’e Batı Bölgesine kadar olan coğrafyada yaşayan Müslüman toplumlar bugün yoğun bir küresel saldın gerçeği ile karşı karşıyadırlar. ABD’nin tek başına küresel iktidarını sağlamlaştırma amacıyla başlattığı bu yeni saldırının ve bu saldırıya dayanak olan BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) veya değişik adıyla GOP (Genişletilmiş Kuzey Afrika ve Büyük Ortodoğu Projesinin temel hedeflerine baktığımızda karşımızda net bir fotoğraf görürüz.

– Bölgenin ekonomisini küresel ekonomi ile bütünleştirme arzusu,
– Bölgedeki siyasal iktidarları arzulanan yeni küresel politikalara uyumlu hale getirme arzusu, Bölge ülkelerinden ABD ve müttefiklerinin güvenlik anlayışlarına aykırı oluşumların çıkmasını engelleme arzusu,
– Mümkünse sınır değişikleri yaparak yeni ve kukla devletler veya federatif yapılar oluşturma arzusu ve,
– Bölgede yaşayan toplumların inanç ve kültür yapılarını ABD ve müttefiklerinin arzularına uygun hale getirme arzusu, bu küresel projenin vazgeçilmezleri durumundadır.

Sitemizde;bu konu ile ilgli bir çok yaşanmış olaylar,bu tehlikenin büyüklüğünü ifade eden yazılar (deliller ile birlikte),bu olaylara ve söylenenlere ilmi çerçevede reddiyeler bulabilirsiniz..

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.